“Son yıllarda içte ve dışta huzurumuzu bozan, güvenliğimizi tehdit eden, devletimizi yıkmaya çalışan ne oldukları belirsiz bazı kişi, örgüt ve devletler türemiştir. Şu iyi bilinmelidir ki bu aziz vatanın her karış toprağı şehit kanıyla sulanmıştır. Hiçbir zaman bu bayrak inmeyecek, bu vatan bölünmeyecek.”dedi.
Kaymakam Mustafa Masatlı Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında günün anlam ve önemine ilişkin bir konuşma yaptı. Masatlı, “Cumhuriyetimizin 85’inci yılında her şeyden önce onun kurucusu büyük devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’ü ve hilal arkadaşlarını şükranla anıyoruz.”dedi.
Konuşmasına Cumhuriyet öncesi genel durumla başlayan Kaymakam Mustafa Masatlı, “Tarihin en güçlü ve en uzun imparatorluklarından biri olan Osmanlı İmparatorluğu 19. yüzyıl sonlarına doğru bilim, teknik, sanayi ve ticarette ki gelişmelere ayak uyduramamış, içte ve dışta isyanlar ve savaşlarla baş edemez duruma gelmişti. Osmanlı imparatorluğu 1. Dünya Savaşında müttefikleriyle beraber yenik düşmüştü. Böylece son vatan parçası olan Anadolu’da sevr anlaşmasıyla aziz milletimiz zulüm ve katliamlar içerisine atılıyor, ordularımız dağıtılıyor, silahlarımız elimizden alınıyor, Millet yokluk ve sefalet içerisindeydi ve devlet içerisinde milli olmayan güç odakları türemişti.
Bu olumsuz şartlar içerisinde vefakar ve cefakar Türk Milletine kayıtsız ve şartsız bir şekilde güvenen Mustafa Kemal Atatürk, tam bağımsız ve yeni bir Türk Devleti kurmak için Anadolu’ya çıkıyordu. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basan Mustafa Kemal, oradan Amasya’ya, oradan Erzurum’a ve Sivas’a geçmişti. Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığının korunmasına dair kararlar alınmış ve milli mücadele meşalesi yakılmıştı. Bu mücadele sürecinde aynı zamanda Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi adıyla yeni bir yönetim kurulmuştu. Milli mücadele bu hükümet tarafından yönlendiriliyor ve idare ediliyordu. Büyük mücadele ve fedakarlıkların ardından düşmanlar yurdumuzdan atılmıştı. Bu mücadeleyi kazanan ve fiilen var olan ulusal egemenliğe dayalı yönetim biçimimize bir isim verme zamanı gelmişti. İşte 29 Ekim 1923 tarihinde Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün önceden hazırlattığı ve devletin yönetim biçiminin Cumhuriyet olduğunu ifade eden anayasa hükmü T.B.M.M.’de oy birliği ve coşkuyla kabul edildi.”dedi.
Masatlı sözlerinin devamında şöyle konuştu: “Cumhuriyet halkın egemenliğinin esas olduğu bir yönetim biçimidir. Cumhuriyet’te devlet tam anlamıyla halkın devleti kimliğini kazanıp ve milletin kendine, ülkenin kaderine el koymasını simgeler. Cumhuriyet tolum ihtiyaçlarını en üst seviyede karşılamayı amaç edinen, kişi hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı yönetim biçimidir. Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir. Cumhuriyetimiz kuvvetler ayrımına dayanan yasama, yürütme ve yargı gücünden oluşur. Bu güç devletin üstün gücünü kullanır.
Cumhuriyeti anlayabilmek için gerçekleştirilen köklü değişikliklerin ve yeniliklerin iyi bilinmesi, özümsenmesi gerekir. Bunları siyasal, sosyal, ekonomik ve gelişmeler şeklinde ifade edebiliriz. Hiçbir millet geçmişte yaşamaz. Milletler bugünü yaşar ve yarın için hazırlanır. Ancak unutulmaması gerekir ki birikimlerimiz bizi geleceğe taşır. Bu itibar ile geleceği düşünürken geçmişle de hesaplaşmak gerekir. İşte bu bağlamda Cumhuriyetimizin geçmiş 85 yılına bakarken işe bir tarih muhasebesiyle bakmakta yarar vardır. Öncelikle şanlı bir ulusun bireyi olduğumuzu unutmamamız gerekir. Bugün bizi bölgemizde yine en güçlü devlet haline getiren Cumhuriyet olmuştur. Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma hedefinde ifadesini bulan bu mücadeleyi bugün de aynı hızla sürdürmekteyiz. Cumhuriyetimizin çağdaşlaşma projesi Türkiye’yi evrensel değerlerle buluşturmuştur. Bu noktada ırk, dil, din ve cinsiyet farkı gözetmeksizin vatandaşların eşitliği ve özgürlüğü toplumsal bütünlüğümüzü sağlayan Cumhuriyetimizin temelini oluşturmaktadır. Türkiye geçen 85 yılda dünyanın ve etrafının fevkalade karışık şartlarına rağmen yaşamayı sürdürebilmiştir. Barışın temelinde büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ sözüyle dile gelen barışçı politikamız ve caydırıcı bir savunma gücüne sahip olmamız yatmaktadır. Cumhuriyetin önemli başarılarından birisi de Milli Eğitim’de olmuştur. 1927 yılında %11’i bulan okuma yazma oranı bugün %95’leri geçmiştir. Sağlıkta kayda değer çalışmalar olmuş, modern bir iletişim ağı kurulmuş, dev baraj ve santraller inşa edilmiş, otoyollar ve diğer alt yapı şebekeleri kurulmuş, sanayi üretim tarzına geçilmiş, tarımda modernizasyon teyit edilmiş, üniversitelerimiz dünya çapında projeler üretebilecek seviyeye gelmiş, çağdaş bilim ve teknoloji dalında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana takip ettiği barışçı ve evrensel değerler etrafında işbirliğine yönelik dış politikasıyla uluslararası düzeyde önemli konuma gelmiştir. Türkiye küreselleşme çağında dünya ile işbirliği içerisindedir.”
Kaymakam Masatlı son olarak şunları konuştu: “Son yıllarda içte ve dışta huzurumuzu bozan, güvenliğimizi tehdit eden, devletimizi yıkmaya çalışan ne oldukları belirsiz bazı kişi, örgüt ve devletler türemiştir. Şu iyi bilinmelidir ki bu aziz vatanın her karış toprağı şehit kanıyla sulanmıştır. Hiçbir zaman bu bayrak inmeyecek, bu vatan bölünmeyecek. Netice itibariyle bu aydınlık yoldan Misak-ı Milli sınırları içerisinde yaşayan bu cennet vatanın kurtarılmasında hiçbir ayrım gözetmeksizin şehitler vermiş ve vermeye devam eder. Kahraman Türk Milleti her zaman olduğu gibi bugünde en az Kurtuluş Savaşı’nın kazanıldığı günlerdeki milli birlik ve beraberliğe muhtaçtır.”dedi.